PSK Genel Sekreteri Mesut Tek'le Röportajı

PSK Genel Sekreteri Mesut Tek'le Röportajı

KD Kendinizi bize tanıtabilir misiniz?

 

MT Ben Mesut Tek 1954 Elazığ doğumluyum. Dersimli bir aileye mensubum. Ailem Dersim Direnişi sonrası Elazığa yerleşmiş. İlk, orta ve lise tahsilimi Elazığda yaptım. Üniversiteyi Diyarbakırda, Diyarbakır Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümünde okudum. 12 Eylül darbesi nedeniyle okulu bitiremedim. 1975 yılından itibaren o zamanki adıyla Türkiye Kürdistanı Sosyalist Partisi, şimdiki adıya Kürdistan Sosyalist Partisi saflarında mücadeleye başladım. Daha önce fikirlerim net değildi. Bir yandan Dersimli ve Alevi olmamın, diğer yandan da Kürt kimliğimin verdigi eziklik vardı. İki arada bir deredeydim. Alevi miydim? Kürt müydüm? Ya da hangisi daha ağır basıyordu? Bir bocalama devrem oldu. Ben öyle zannediyorum ki, solculuğun moda olduğu yıllarda, Dersim'de, solculuğun yanında ulusal ve dini kimliğini yaşamak isteyenler, benim gibi arada kalmıştılar. Bu dönemde okuduğum Baytar Nurinin Kürdistan Tarihinde Dersim adlı kitabı kimliğim konusunda belirginlik sağlamada yardımcı oldu. O yıllarda, yurtdışında yaşayan Kemal Burkayın Türkiye Şartlarında Kürt Halkının Kurtuluş Mücadelesi adlı büroşürü de gizli olarak elden ele dolaşıyordu. O büroşürü okuduktan sonra tam bir netlik kazandım. 1975 de Kürdistan Sosyalist Partisi saflarına katıldım. O zamandan beri PSK saflarında mücadele ediyorum. Partimin her kademesinde görev aldım. 2003 yılında yapılan 7. Kongrede genel sekreterliğe seçildim. Şu anda bu görevi yürütüyorum.

 

KD Partinizin Kızılbaş Alevilikle ilgili kongere kararı, görüşü var mı?

 

MT Hayır, partimizin her hangi bir inanca yönelik özel kararı yok. Parti programımızda, coğrafyamızın tüm inançlarının özgürce ifade edilebildikleri, dini vecibelerin özgürce yerine getirildiği bir yapının oluşturulması hedeflenmiştir. Bunun dışında her hangi bir inanca yönelik aldığımız özel bir karar yok.

KD Kızılbaşların, Kürdistan tarihinde siyasal anlamda rolleri olmuş mu?

 

 

MT Şimdi bu, Kızılbaş teriminden ne anladığınıza bağlı biraz da. Eğer Kızılbaşları Alevilerin bir başka biçimde ifadesi olarak görüyorsanız, kuşkusuz Alevi Kürtler, Kürdistan Ulusal Kurtuluş Hareketinde önemli roller üslenmişlerdir. Alevi Kürt önderler olmuştur. Seyid Rıza gibi, Alişer gibi. Bugün de KUKH tabanında önemli oranda Alevi vardır. Bu durum sadece kuzey parçası ili sınırlı değildir. Güney Kürdistanda Alevi inancına yakın olan Kakayi inancına mensup Kürtler, hem liderlik bazında hem de toplumsal taban bazında önemli rolleri vardır. Bu nedenle şunu söylemek mümkün. KUKHin önemli dinamiklerinden birisi de Alevi Kürtlerdir. Alevi Kürtler, yeri geldiğinde KUKHine önderlik te yapmıştır. Bugün de aynı durum devam etmektedir.

 

KD Koçgiri olayları oluşumu gelişimine kısaca özetlemeniz mümkün mü? Direniş mi? Ayaklanma mı? Ayrıca diyer Desim Kızılbaş aşiretleri ile diğer Kürt müslüman aşiretleriyle ilişkilerini açmanız mümkün mü?

 

MT - Benim detaylıca bilmediğim konularda ahkam kesme diye bir alışkanlığım yoktur.

 

KD Güzel

 

MT Ayrıca kendimi şu terimler üzerinde tartışmayla sınırlandırmak istemiyorum. Direniş miydi, ayaklanma mıydı, hareket miydi? Akademisyenleri ilgilendiren bu tür akademik tartışmaları siyasiler tarafından yapılmasını anlamlı bulduğum söylenemez. Ama netice itibarıyla Koçgiride olan ulusal direnişti. Alevi Kürtlerin henüz daha devletleşmemiş ama devletleşmeye doğru giden kemalistlere karşı bir direnişiydi. Kısaca böyle değerlendiriyorum.

 

M. Kemalin siyasal yaşamda ön plana çıkmasıyla başlayan dönemde başgösteren Koçgiri Direnişi (isyan da diyebilirsin), gelecekte kemalistlerin Alevilere ve Kürtlere yönelik nasıl bir tavır içinde olacağını göstermiştir. Koçgiride Alevi Kürtlere yönelik katliamlar, Mustafa kemalin bilgisi dahilinde yapıldı.

 

Hareketin niçin başarıya ulaşmadığı, ya da yerel kaldığı, diğer bölgelere niçin sıçramadığı konularını, dönemin şartlarında değerlendirmek gerekir. Ama şu bir gerçektir ki Koçgiri hareketi ulusal nitelikli bir harekettir. Deyim yerindeyse Kürtlerin kemalistlere ilk derli toplu direnişidir. Böyle görüyor, böyle değerlendiriyorum.

 

KD Burayı biraz açalım mı? Mesela Kahraman Alişerin beyitleri deyişleri ve şiirleri var. Burada eleştiriler yapıyor, Desime atıfta bulunuyor. Yardım gelmedi diyor. Mesela böyle bir talep ile eleştiriyi Müslüman ve Şafii Kürtlere yapmıyor. Nedir buradaki durum, nedir problem?

 

MT Şimdi, Dersim ile Koçgiriyi birbirine bağlayan kürtlüğün yanısıra, bir de inanç bağları var. Her iki kesimde Alevi, bu olabilir. Yani Alişer diğer Kürtlerden ziyade, öncelikle Alevi kürtlerden, Dersimden bir beklenti içine girmiş olabilir. Diğer Kürtlerden gerektiği gibi yardım gelmemesini kendisine izah edebilir, ama Alevi Kürtlerden yardım gelmemesini izah etmede zorlanmış olabilir. Bu nedenle onlara yönelik, deyim yerindeyse bir serzeniş içinde olabilir. Bunu deyişleriyle dile getirebilir. Temsilde hata olmaz derler ya, bu biraz da Pir Sultanın, İla da dostun gülü yaralar beni demesine benzer.

KB Koçgiri direnişi kanla bastırıldıktan sonra Alişer kahraman direnişçileriyle Dersime çekilirken setle karşılaşıyor. Batıdan giremiyor dolaşıp doğudan Dersime girebiliyor. Bu durumu biraz açabilir misiniz?

 

MT Dediğim gibi direnişin detayı konusunda bir bilgim yok. Bilmediğim konularda da ahkam kesmek istemem. Ama genel olarak şunu söyleyebilirim. Bahsettiğiniz dönemde, tarihi belgelerin gösterdiği gibi, Dersim aşiretleri de boş durmadılar. Örneğin, tam hatırlayamadığım bir tarihte, Elazığ Kaymakamlığını işgal, edip Sevr Anlaşması maddelerinin yerine getirilmesini talep eden bir telgraf çektiklerini biliyorum. Deyim yerindeyse Dersim Kürtleri de boş durmadılar. Diyarbakır Kürtleri de boş durmadılar. Yani Kürdistan bir bütün olarak, Mahabattan Kirmanşana, Ararattan Antebe kadar, bir kaynama içindeydi. Dönemin şartları, bu kaynamaların yerel kalmasına neden oluyordu. Dediğim gibi o konuyu elbette tartışmak gerekli, ama bu roportajın konusu olmamalı.

 

KD Şeyh Said Direnişi var. Şeyh Said Direnişine Kızılbaş Kürtlerin Kızılbaş Zazaların desteği neden yoktur? Dayanışmayı neden başaramamışlar? Elişer, Şeyh Said, Sey Rıza üçü de direnmişler!. Her üçünün de başı gitmiş üç direniş te kanla bastırılmış. Direnişlerde dayanışma yok, neden?.

 

MT Dayanışma olmamasının değişik nedenleri var. Tüm Kürdistanda örgütlü bir parti ya da siyasi yapının olmaması önemli etkenlerden birisi. Şunu söylemek istiyorum. Kürdistanın her bölgesinde, Alevilerin de, Sunnilerin de, Yezidilerin de yaşadığı bölgelerde örgütlü olan ve bunları harekete geçirebilen, Kürt toplumu içinde örgütlenmiş bir siyasi organizasyonun olmaması başlı başına önemli bir etkendir. Bunun yanı sıra dini inançların da etkisi olmuştur. Bunu inkar etmek mümkün değildir. Dersim Direnişini yönetenlerinin Alevi olması nedeniyle, dini duyguların etkisi altında kalan diğer Kürt kesimleri, hareketle aralarına bir mesafe koymuş olabilirler. Bunun tersi de doğrudur. Yani Şeyh Said önderliğinde hareket döneminde ya da Ağrı Direnişi döneminde, Sunni Kürtlere Alevi Kürtlerin ciddi bir destekte bulunduklarını söylemek te mümkün değildir. Ama bu, ona karşı oldukları anlamına gelmez. Ya da o hareketin başarısızlığını istediği, harekete karşı bir tavır içine girdiği anlamına gelmez. Yayınlanan bazı Kürt belgeleri, özellikle Ağrı Hareketi döneminde, hareketin öncüsü olan Hoybun Cemiyetinin, Dersim yöresindeki Kürtlerin de desteğini almak için bölgeye kadrolar gönderdiğini, ama bu işte başarılı olamadığını gösteriyor.

 

KD Şöyle bir söylence var. Yazılı belgesi yok. Bunu Elevi - KIZILBAŞ camiası bilir. Şeyh Said elçisini Sey Rızaya gönderir direniş için desteğini almak için. Sey Rıza gelen elçileri ağırlamak için koyun kestirir. Misafirlerin abdest alıp namaz kılmaları için su getirilir. Hazırlık yaptırır. Kızılbaşın kestiğini yemezler, doldurduğu su ile de abdest almazlar. Elçiler Sey Rızadan görüş isterler. Sey Rıza hele bir düşünelim size sabah cevap veririz der. Sabahleyin Sey Rıza elçileri gönderirken der ki «Siz bizim kestiğimizi yemediniz. Suyumuzla abdest almadınız. Peki nasıl güven olacak ? Nasıl birlikte direneceğiz ? » der. Bu durumu daha önce Sey Rızaın oğlu Bawanın torunu Sey Rüstem de teyit etti. Siz bu duruma ne dersiniz?

 

MT Bu söylenceden öte bir şey değildir. Böyle bir olayın olup olmadığı konusunda kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ama şöyle bir söylence de var. Sey Rıza idamından önce « eğer ben Şeyh Said kardeşimle birlikte hareket etseydim bugün idam edilmezdik » dediği de söylenir. Bu ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemiyorum. Şunu söylemek isterim. Şeyh Said kültürlü, bilinçli, aydın bir insandı. Alevi inançlarını bilen birisiydi. Örneğin, softa, bağnaz düşüncelere sahip bir insanı, hele hele böylesine çok önemli ittifak görüşmesini yapmak için göndereceği inancında değilim. Örneğin Şeyh Saidin bu konuda ne kadar geniş düşündüğünü gösteren bir anekdot var. Fehmi Bilal, tanımış bir Kürt yurtseveridir. Fehmiyê Lice de derler. Eski bir sosyalist. Şeyh Saidin yakın çalışma arkadaşlarından birisi. Elimde belge yok, varsa da ben okumadım. Baküde 1920 yılında yapılan Doğu Hakları Kurultayında Kürtlerin temsilcisi olarak bulunduğu söylenir. Şeyh Saidin çevresindeki din adamları, «bu koministi niye yanında tutuyorsun » dediklerinde, Şeyh Saidin onlara verdiği cevap çok anlamlıdır. Bana onun imanı değil, aklı lazım der. Şeyh Said böylesine ileri görüşlü bir insandı. Ben böylesine ileri görüşlü olan bir insanın Aleviler ile ittifak görüşmelerine softa birisini, Alevi düşmanı birisini göndereceğine ihtimal vermiyorum. Bu tür söylemleri, Alevi kürtler ile Sunni kürtler arasındaki ayrılığı derinleştirmeye yönelik söylemler olarak görüyorum ; amaç bu olmasa da, iyi niyetle söylenmiş olsalar da..

 

KD Desim Aşiretleri Golê XIZIRda, el-el üstüne koyup Golê XIZIRa taş atıyorlar Direniş kararı alıyorlar. Daha sonra dönenler, dökülenler oluyor. Bu-nu neye bağlıyorsunuz?

 

MT Aşiret yapısına, feodal yapıya. Genel bir kuraldır. Feodaller ve aşiret reisleri, ulusal mücadelede kararlı olamazlar, tutarlı bir çizgi izlemezler. İstemedikleri için değil. Toplumsal yapıları buna elvermediği için bu böyledir. Bu sadece Dersime özgü bir şey değildir.Tüm Kürt hareketlerinde böyle olmuştur. TC. ya da öteki sömürgeci devletler, Kürt ulusal hareketini engellemek amacıyla olanak sağlayarak bir kısım aşiretleri kullanmışlar, kendilerine bağımlı hale getirmiştir.

 

KD Alişer, Şeyh Said, Sey Rıza direnişlerinde kalıcı ciddi bir ittifak başarılamadı. Bugün bu eksikliği giderme yönünde öneriniz var mı?

 

MT Politikacıların geçmişten ders alması, yaşanan eksiklikleri görüp eksiklikleri giderilmesi için çaba sarfetmeleri gerekir. Bence yapılacak olan iş şudur. Kürdistan toplumunun çok renkli çok sesli bir toplum olduğunu görüp, her rengin her sesin varlığını kabul etmek, onun örgütlenme hakkını savunmak ve ortak hedefler etrafında bir araya gelmek konusunda çaba sarfetmektir. Renkleri, sesleri inkar ederek, yok sayarak başarıya ulaşmanın şansı yoktur diye düşünüyorum.

 

KD KIZILBAŞ ŞAFİİ meselesi sizin partinizde yan yana olmanızda problem yaratıyor mu?

MT Yok. Ben yaratmayacağı inancındayım, eğer birbirimizin varlığını saygı gösterirsek.

 

KD Fetvalar var, KIZILBAŞIN kestiği yenmez . Mum söndürür. Kısacası kafirin en kötüsüdür. Katli vacip, kanı helaldır. Bunların yazılı belgeleri var. Bu fetvalar Kürt Müslümanlar tarafından geri alınıp redd edilmedi. Nasıl olacak bu sorunun çözümü?

 

MT Ama bu fetvaların Şafii Kürtler tarafından uygulandığını gösteren belgeler yoktur.

 

KD Reddi de yoktur

 

MT Tabi bu noktada Kürdistan toplumunun hafızasını yenilemesi gerekir. Yani devletin bize ögrettiği resmi tarihin dışında, Kürt tarihinin yeniden öğrenilmesi Tarihi Kürtlere doğru ögretmek gerekir.

 

KD Siz bunu partinizde nasıl başardınız?

 

MT Biz partimizde demin de dediğim gibi hem Aleviler, hem Sunniler var. Partimizde hacılar var, hocalar da...

 

KD Peki dede, pir de var mı?

 

MT - Pir de var dede de var. Bunları rengimiz olarak görüyoruz, toplumumuzun bir gerçekliği olarak görüyoruz. Onlar, inançlarını özgürce yaşadıkları, gelişmelerine engel olunmadığı müdetçe niye bir arada yaşamasınlar? Bir Kürt türküsünde, « Kurdıstan Baxca Gulan » denir. « Kürdistan gül bahcesidir » anlamına gelir. Gerçekten de öyledir. Nasıl gül bahçesinde degişik güller varsa, Kürdistanda da değişik inançlara sahip olanlar var. Değişik kültürlere, değişik etnik kimliklere sahip olanlar var. Alevi var, Yezidi var, Sunni var, Kakai var, Ehli-Hak var, Şebek var, Kıldani var, Süryani var. Zazaca konuşanı var, Gorani lehcesini kullananlar var, Sorani konuşanı var, Kırmanci konuşanı var, var da var.. Eğer biz bunları bahçemizde açılan birer gül olarak görür ve her birini ayrı ayrı sular onlara aynı ihtimamı gösterir isek bahçemiz coşar, ama yok inkar edersek her hangi birini soldurmaya çalışırsak, bir bütün olarak bahçemizi soldururuz. Onun için biz gül bahçemizin açmasını, coşmasını istiyoruz.

 

KD Dersimliler arasında zaman zaman karşılaştığımız bir durum var. Örneğin iki öz kardeş biri ben « Kürdüm Zaza değilim » diyor. Diğeri de « ben Zazayım, Kürt değilim » diyor. Sizce Kürt-Zaza ilişkisi nedir?

 

MT Bence bu bir lehçe sorunudur. Bugüne kadar elde edilen belgeler Zazaların ayrı bir etnik grup olduğunu ortaya koymamıştır. Aksine bugüne kadar ortaya çıkartılan belgeler Zazaların Kürt olduklarını, Zazacanın da Kürt dilinin bir lehçesi olduğunu ortaya koymuştur. Eğer yarın belgeler Zazaların ayrı bir ulus olduğunu ortaya koyarsa, Kürtlerin buna üzülmesine gerek yoktur. Kürtler böylece iyi bir dost kazanmış olurlar.

 

Dediğim gibi hiç bir belge yoktur ki Zazaların Kürtlerden ayrı bir ulus olduğunu ortaya koysun. Var olan belgeler Zazaların Kürt toplumunun bir parçası olduğunu söylüyor. Ama yarın belgelerle ıspatlanırsa, (öyle hamasi şöylemler değil), Kürtlerin kayıp edecekleri bir şeyleri yok. Aksine direngen, inatçı, kararlı bir dost kazanmış olurlar.

 

KD Kürtçe diye bir dil var mı?

 

MT Sizce yok mu?

 

KD Dört tane dil konuşuluyor. Hangisi kürtçe? Hangisi lehçe?

 

MT Dört temel lehçe konuşuyoruz. Hepsinin toplamı Kürt dilini oluşturuyor. Sorani, Kurmanci, Zazaca ve Gorani. Bunun yanı sıra bölgelerde konuşulan ağızlar var. Herzan, Botan, Behdinan, Mukriyan ve benzeri. Kürt dili tüm bunların toplamıdır; Hint-Avrupa dil gurubuna mensuptur, Türkçeden çok farklı bir grameri var.

 

KD Partinizin resmi dili yok mu?

 

MT Kuzey Kürdistanda konuşulan iki lehçenin, Zazaca ve Kurmançcanın gelişip güçlendirilmesini, kullanılmasını istiyoruz.

 

KD Kürdistan haritanıza bizim itirazımız var şöyle ki. Buna sizin partiniz de dahil olmak üzere. Siz, Kürtlere ait olmayan toprakları, sömürge altından kurtulma mücadelesi veren Kürtler başkalarının yurdunu mülkünü tarihini gasp ediyorsunuz. Batı Ermenistanı Kürt mülküne dahil ediyorsunuz. Örneğin Dersimin tümü sizin mi? Dersimin eski milleti kim? Ermeniler ile yan yana iç içe yaşamadık mı, Dersimde? Kırımdan sonra bağlarına bahçelerine işyerlerine tarlalarına el koymadık mı Dersimde? Şimdi Dersimi Kürt haritasında katmak bizi-sizi ne kadar temize çıkartır?

 

Ermeni meselesinde partinizin Soykırımında tehcirde yer alan ister Müslüman Kürt olsun, ister Zaza ister Kızılbaş kürt olsun ister dinli ister dinsiz ne olursa olsun. Bir bütün olarak Kürdüm diyen herkes adına özür dileyen parti kongre kararınız var mı?

 

MT Partinin böyle bir kararı yoktur. Yanlız şunu söylemek isterim. Osmanlı toprakları içerisinde, özellikle Kürdistan coğrafyasında, tarihin her döneminde Ermeni nüfusu, genel nüfusun %10 geçmemiştir. Her zaman azınlıkta olmuşlardır. Dolayısıyla onların yaşadıkları toprakları, Ermenilerin bulunduğu her coğrafyayı Eermenistan olarak adlandırmayı doğru bulmuyorum. Çünkü coğrafı sınırlar, sadece ve sadece orada yaşayan insarlara bakılarak belirlenmez, işin tarihi boyutu da vardır. Sınırları sadece orada yaşayan insanların ırklarına göre belirlersek, kendimize hayli sorunlar yaratırız. Bu açıdan bakıldığında, Ermenilerin batı Ermenistan diyerek sınırlarını ülkemizden geçirmelerini doğru ve gerçekçi bulmuyorum.

 

KD Kırım öncesi ve sonrası dökümanlara bakıldığında, belgelere bakıldığında İttihat Tarakinin (İT) nüfus azaltma dağıtma uygulamaları var. Kırım öncesi Ermenilerin çoğunlukta yoğunlukta olduğu şehirler var Van, Erzurum, Malatya, Dersim, Maraş, Sivas var?

 

MT Oralarda şehir merkezlerinde çoğunluktalar. O rakamlar o bölgelerde yaşayan genel nüfusun %10 aşmadığı görülüyor. O döneme ilişkin yapılan bağımsız, tarafsız araştırmalar oranın %10 geçmediğini söylüyor.

 

KD Partinizin kararı olmadığını söylüyorsunuz.

 

MT Hayır, Ermenilerin soykırıma uğradıklarını söylüyoruz. Hayır, Ermenilerden özür dileyen bir kararımız yok.

 

KD Örnegin Wili Brandın Varşovada diz çöküp özür dilemesi Alman toplumuna çok hayırlı olduğu kanaatindeyiz. Bizim de demokrasiden özgürlükten barıştan yana olan her kesim geçmişiyle yüzleşmesi gerekli diye düşünüyoruz. Bu hepimizin ortak sorunu değil mi?

 

MT Katılıyorum ben onlara, ama bu tek tek partilerin kongre kararları alarak özür dilemeleriyle olmaz.

 

KD Elbette geregini de yaparak!.

 

MT Oturulup konuşulur tartışılır. Kürtlerin bilerek ya da bilmeyerek, nedeni ne olursa olsun, Ermeni soykırımının örgütlenmesinde, yürütülmesinde dahli varsa ve bu durum belgeleriyle ortaya konulursa, elbette Kürtler bir bütün olarak özür dilemelidirler. Yoksa ermeni kardeşlerimizin gönlü hoş olsun diye özür dilemeyi samimi bir davranış olarak görmüyorum.

 

KD Demokratikleşmeyi başlatıp geliştirmek için gerekli değil mi?

 

MT Kürtlerin bilinçli, planlı programlı İttihat Tarakkinin hazırladığı bir planın parçası olduklarını ispatlamak gerekir. Ki Kürtlerin ortak iradesi özür dilesin. Öbür türlü özür dilemeyi samimi bulmuyorum.

 

KD Yeniden başa dönüyorum. Bugün bulunduğumuz coğrafyada, köklü bir demokratikleşme olacaksa ittihat tarakinin (İT) devamı olan CHPnin ve resmi kuramıynan nasıl hesaplaşacağız? Kendi tarihimizle nasıl yüzleşeceğız? Bunu yapmadan, tarihi kesintiye uğratıp o dönemi dondurup atlayarak, yani demokratik bir gelecek şansımız var mı?

 

MT Dediğiniz tarihle yüzleşme diye bir derdimiz yok.

 

KD Kendi Kürt tarihinizle?

 

MT Bizim Kürt tarihimizle yüzleşmemiz gerekir. Maalesef bizim tarihimizi bizim dışımızdakler yazdı. Kürtlerin tarihi Kürtlerin dışında yazıldı. Bir kısmını Türkler, bir kısmını Farslar, Araplar ve bir kısmını da Avrupalılar yazdılar. Son bir kaç on yılda Kürtler yavaş yavaş kendi tarihlerini yazıyorlar. Bu noktada alınması gereken daha çok yol olduğu kanısındayım. Biz Kürtlerin yeterince yetişmiş akademisyeni yoktur. Bu konuda çalışma yapacak kurumlarımız da yok denecek kadar az. Bu alanda yeni yeni kıpırdamalar var. Güney Kürdistanda, üniversietelerde Kürt tarihi okutulmaya başladı. Yeni yeni kurumlar oluşturuluyor. Bunların hepsi daha emekleme döneminde. Bu alanda yapılması gereken daha çok iş var.

 

Ben bu işlerin siyasi partilere bırakılmamasını düşünüyorum. Siyasi partiler neticede siyasi saiklerle hareket ederler. Tarihi araştırmaları tarihçilere bırakmak lazım. Bu işi uzmanlarına bırakmak lazım. Siyasi partiler, tarihçilerin ortaya çıkarttıkları gerçekleri dikkate alarak ona göre tavır belirlemeli. Tarihçilerimiz siyasetçilerimizin söylediklerini ıspat etmeyi görev edinmemelidirler. Bu, ters ve yanlış bir şey olur.

 

KD Devlet KIZILBAŞ-Alevilere şunu dayatıyor. Alevilik şamanizmden geliyor. Dolayısıyla Türk inancıdır. Siz de türksünüz. propagandasıyla, Alevi teşkilatları aracılığıyla KIZILBAŞLARI türkleştirmek, müslümanlaştırmak, camiye sokmaya çalışıyor. Diyer taraftan da Kürt teşkilatları da Kürt siyasi örgütleri de, Zerdüşte bağlayarak kürtleştirme çabaları var. Ama Zerdüşt bizim torunumuz. Biz Zerdüştün atası dedesiyiz. Biz halen çok tanrılığımızı koruyoruz. Zerdüşt ise çok tanrılıktan tek tanrılığa geçiş köprüsünü oluşturuyor. Bu iş nasıl olacak?

 

MT Bence siz genelleme yaparak yanlış yapıyorsunuz. Ola ki bazı Kürt siyasi örgütleri sizin söylediklerinizi dile getirmiş olsun. Biz öyle düşünmüyoruz. Bizim gibi düşünenler de var.

 

KD Nasıl düşünüyorsunuz? Görüşünüz ne?

 

MT Biz işin tarihi bölümünü akademisyenlere bırakılması gerektiğini düşünüyoruz. Aleviliğin kökenleri nedir? Nerden gelmiştir? Zerdüşt ile ilişkisi nedir? Kendisinden önceki dinlerden nasıl etkilenmiştir? Kendisinden sonraki dinlere etkisi ne olmuştur ? İslamiyetle ilişkileri nedir? Hiristiyanlarla ilişkileri nedir? Yezidiler ile ilişkileri nedir? Bütün bunların araştırılması gerekir. Bu da tarihçilerin, aratırmacıların, akademisyenlerin işidir. Olara bırakmak gerekir.

Ama bugüne kadar yapılan araştırmalar, ortaya çıkartılan belegeler, Kürdistan coğrafyasında Aleviliğin, Zerdüştülüğün, Yezidiliğin İslamiyetten önce var olduğunu ortaya koyuyor. Ama bunların hangisi hangisinden kaynaklanmış, hangisi öncedir, hangisi babadır, hangisi oğuldur? Bu henüz netliğe kavuşmamış bir noktadır. Ama şu bir gerçek. Hem dini inançlar, hem dini rütüeller hem de dini hiyaraşisi açısından, Kürdistan coğrafyasında var olan Yarsanilik, Alevilik, Kakaiyilik, Yezidilik, Suriye, Lübnan ve İsraildeki Dürzilik bir birine yakın inanç sistemleridir. Bunlardan hangisinin önce geldiği, aynı inanç mı oldukları, yoksa aynı inancın değişik versiyonlarını mı oluşturdukları, araştırma gerektiren bir konudur. Ama şimdiye kadar yapılan araştırmalar bahsettigim dinin inançların islamiyetten hatta Hırıstiyanlıktan çok önce Kürdistan coğrafyasında var olduklarını ortaya koyuyor.

 

Bakın ben size bir şey söyleyeyim .Felakettin Kakayi adlı birisi var. Şu anda Güney Kürdistan Hükümeti Kültür Bakanı. Güney Kürdistanın sayılı aydınlarından biridir. Kendisi ocaktandır. Bir gün bana, dedesinin, «ocağımıza Dersimden de müridler gelirdi» dediğini aktardı. Kakai en ez 60 yaşında. Bu hesaba göre 100-120 yıl önce Dersimden insanlar kalkıp Hewraman bölgesindeki ocağı ziyarete gidiyorlar. Şimdi onlar mı Dersimden gitmişler? Yoksa Dersimdekiler mi oradan gelmiş? Bu araştırılması gereken bir konu. Bu konuda ahkam kesmek istemiyorum.

 

Dediğim gibi bilinen bir gerçek var. Araştırmacıların ortaya koyduğu bir gerçek. Sözkonusu inanç sistemleri, bu dinler islamiyetten de çok önce bu coğrafyada varlardı. İslamiyetle birlikte varlıklarını sürdürdüler. Elbette her din gibi çevresindeki dinlerden etkilendiler. Onları etkilediler. Karşılıklı bir etkileşim oldu. İslamiyetin ve Hıristiyanlığın bazı unsurları Aleviliğe veya diğer dinlere girmiş olabilir. Bunun tersi de mümkündür. Karşılıklı etkileşim olabilir. Bunları engellemek mümkün değildir.          

20 Şubat 2008

 

 

(Bu röportaj 2008 de yapılıldı Kızılbaş Dergisi Av. baskısında  ve KIZILBAŞ pdf sayı 18 de de yayınlandı)