ŞEYHÜLİSLÂM EBUSSUUD EFENDİ FETVALARI

ŞEYHÜLİSLÂM EBUSSUUD EFENDİ FETVALARI

III. MÜRTEDLER

A. KIZILBAŞLAR

479. MES'ELE : Kızılbaş taifesinin şer'an kıtali helâl olup, ks
gâzî ve kızılbaş taifesinin ellerinde maktul olanlar şehîd
mı?

ELCEVAP : Olur, gazâ-i ekber ve şehâdet-i cazîmedir. (A
SU'AL-Î AHAR : Kıtalleri helâl olduğu takdirce, mahzâ !
ehl-i islâm hazretlerine bağy ve 'adavet üzere olup, aske]
ma kılıç çektiği için mi olur, yâhud gayri sebebi var mıdır
ELCEVAP : Hem bâgîlerdir, hem vücûh-i kesîreden kâf
(A. 255 b)

480. MES'ELE : Re'isleri hazret-i Resûlullah (sallallâhu te'âlf
ve sellem) âlindendir derler, öyle olucak nev'â şüphe olur
ELCEVAP : Hâşâ yoktur. Efâl-i şenî'aları, ol neseb-i tâh\
kalan olmamağa şehâdet ettiğinden gayri, sikâttan me.
ki, babası İsmail ibtidâ-i hurucunda, imam cAli er-Rızâ ibı
el-Kâzım meşhedinde ve şâir emâkinde olan sâdât-i 'izamı
nin nesebini Bahr-i Ensâba dere eylemeğe ikrah edip, iftirây
edemeyenleri katl-i âm edincek, ba'zı sâdât katilden ha]

imtisal suretin gösterip dediğin eylemişler. Amma bu miktar tedâ-
rik eylemişler ki, bunun nesebini, 'ulemâ-i ensâb-i şerife mabeyn-
lerinde 'akim olup, asla nesli kalmamağıyla ma'rûf bir seyyide
müntehi kılmışlardır, ki nazar edenler hakikat-i hâle vâkıf olalar.
Faraza sıhhat-i nesebi mukarrer olsa dahi, bî-din olucak, şâir ke-
fereden farkı olmaz. Hazret-i Resûlullâhın (sallallâhu aleyhi ve
selem) âli, şe'âir-i şer'-i mübini ri'âyet ve ahkâm-i metini himâ-
yet edenlerdir. Hazret-i Nûhun ('aleyhisselâm), Ken'an sulbü oğlu
iken dîni üzerine olmadığı için "ehlimdendir" deyu, necatı için

Rabb-i izzete du'â ettikte (14) dlUl ^ ^J 4\ deyu buyuru-

lup, şâir kefere ile bile ta'zîb ve iğrâk buyurulmuştur. Enbiyâ-i 'izam
(aleyhim-üs-salâti ve-s-selâm) neslinden olmak, dünyevi ve uhrevî
cazabdan necata sebeb olsaydı, hazret-i Âdem nebi (aleyhi-s-selâm)
neslinden olmak ile, esnâf-i kefereden bir kâfir asla dünyâda ve
âhirette mu'azzeb olmazdı. Vallâhu te'âlâ a'lem ve ahkem. (A. 256 a)

481. MES'ELE : Tâife-i mezbûre şi'adan olmak da'vâ ederler, "lâ
ilahe illallah" derler iken, bu mertebeyi îeâb eden halleri nedir,
mufassal ve meşrûh beyan buyurula?

ELCEVAP : Şi'adan değil, "yetmiş üç fırka ki, içinde ehl-i sün-
net fırkasından gayrı nârdadır" deyu hazreti Resul (sallallâhu
aleyhi ve sellem) tasrih buyurmuşlardır, bu taife ol yetmiş üç
fırkanın hâlis birinden değildir. Her birinden bir miktar şer ve
fesad alıp, kendiler hevâlarınca ihtiyar ettikleri küfr ü bid'atlere
ilhak edip, bir mezheb-i küfr ü dalâlet ihtira3 eylemişlerdir. Dahfc
durup gün günden artırmak üzerinedirler. Şimdiye değin üzerine
mmtemir oldukları kabâyih-i ma'rûf elerinin, müceb-i şeriat-i şe-
rife üzerine mufassalan hükmü budur ki: Ol zâlimler Kur'an-ı 'azı-
mı ve şeriat-i şerifeyi ve dîn-i islâmı istihfaf eylemekle, ve kütüb-i
şer'iyyeyi tahkir edip oda yakmak ile, ve 'ulemâ-i dîni 'ilimleri için
ihanet edip kırmak ile, ve re'isleri olan fâcir meVûnu ma'bud yerine
koyup ana secde eylemekle, ve dahi hürmeti nusûs-i kafiye ile sabit
olan envâ3-i hurumât-i dîniyeyi istihlâl eylemekle, ve hazret-i Ebî
Bekr ile hazret-i ömere (radiyallâhu anhum) la'n eylemekle kâfir ol-
duklarından sonra, hazret-i Âişe-i sıddîkanın (radiyallâhu anhâ)
berâati hakkında bunca âyât-i }azîme nazile olmuş iken, anlara
itâle-i lisan eylemekle Kur}an-i kerîmi tekzîb edip kâfir oldukların-
dan ma'adâ, hazret-i Risâlet-penâhın (sallallâhu aleyhi ve sellem)
cenâb-ı azizlerine şeyn getirdikleri ile sebb-i nebi eylemiş olup,
cumhûr-i 'ulemâ-i a}sâr ve emsâr icmâı ile, katilleri mubah olup,

küfürlerinde şek edenler kâfir olurlar. İmâm-ı Azam ve imam
yân-i Sevrî ve imam Evzâgî (rahimehullah) katlarında tamı
sıhhat üzere tevbe edip islâma gelicek, eğerçi bu küfürler de
şâir kefere küfürleri gibi afv olunup katilden necat bulurlar, amfı
imam Mâlik ve imam Şâfi'î ve imam Ahmet bin Hanbel ve imt
Leys bin Sa'd ve imam îshak bin Râhûye ve şâir 'uzemâ-i cu
mâ-i dinden cem'-i kesir katlarında asla tevbeleri makbul ve
lamları mu'teber değildir. Elbette hadden kati olunurlar. Hazrt
imam-i din-penah (eyyedehullâhu te'âlâ ve kavvâhu) zikr olu%
eimme-i dinden, hangi canibin kavli ile 'amel ederler ise meşr
dur. Ol kabâyih ile ittisafları cemi' ehl-i islâm içinde tevatür
mu'ayyenen ma'lûm olmuştur. Hallerinde tereddüd ve iştibah y\
tur. Askerlerinden olup kıtale mübaşeret edepler ve binip inip
bâhndan olanların sânında asla tevakkuf olunur değildir. Am
şehirlerde ve köylerde kendi hâlinde salâh üzerine olup, bunla
sıfatlarından ve efallerinden tenezzühü olup, zahir halleri di
sıdklarına delâlet eyleyen kimselerin kizbleri zahir olmayın
üzerlerine bunların ahkâmı ve 'ukûbâtı icra olunmaz. Bu taife
kıtali şâir kefere kıtalinden ehemdir. Anınçün Medîne-i münevv
etrafında kefere çok iken ve bilâd-i Şâm feth olunmamış iken
lara gaza eylemekten, hazret-i Ebî Bekr-i sıddik (radiyallâhu at
hilâfetinde zuhur eden Müseyleme-i kezzaba tâbi3 olan tâife-i m
tedde üzerine gaza eylemeğe, eshâb-i kiram (rıdvânullâhi aleyl
ecma'în) icmaları ile tercih ve takdim buyurmuşlardır. Hazr<
'Ali (kerremallâhu vecheh) hilâfetinde havârîc kıtali dahi be
olmuştur. Bu taifenin fesadları dahi azimdir, yeryüzünden fes
ların ref eylemek için mücâhede eylemek dahi ehemdir.

482. MES'ELE : Nahcivan seferinde tutulan kızılbaş evlâdı kul c
mu?

ELCEVAP : Olmaz. (B.lOl^a)

483. MES'ELE : Padişah emriyle kızılbaş taifesi vurulup, sagîr
kebîri esir olanlardan ba'zı ermeni olduklarında, ol takdirce
lâs olurlar mı?

ELCEVAP : Olurlar, ermeniler kızılbaş askeri ile asker-i is

üzerine gelip muharebe etmiş olmayıcak, şer'an esir olmak yok-
tur. (B. 102 a)

484. MES'ELE : Mürtedde dar-ül-harbe lahika olmadan alıp esir ey-
lemek eâiz idüğüne îmam-ı A'zamdan nakl olunan rivayete binâen,
kızılbaş avretlerin esir eylemekle asker-i İslama kemâl-i kuvvet ve
şevket, a'dâ-i dîn-i metîne nihayet za'f ü zillet gelir olsa, ol riva-
yet ile 'amel olunmak şer'an eâiz olur mu?

ELCEVAP : Caizdir. (A. 93 b)

485. MES'ELE : Bu rivayet ile, ol esir olunan avretin hizmetleri, vat'
olunmaları şer'an helâl olur mu?

ELCEVAP : Cümle hizmetleri helâldir. Amma mürteddelerdir,
islâma gelmeden vat'ları helâl değildir. (A. 9If a)

486. MES'ELE : Çâryâre sebb eden, kızılbaş idüğü sicil olunan Zeydi,
Amrm oğlu Bekr kati eylese, şer'an nesne lâzım olur mu?
ELCEVAP : Sebb ettiği vakit kati ettiği muhakkak ise ta'arruz
olunmaz. (B. 302 b)

487. MES'ELE : "Yezide lâ'net ve ana lâ'net etmeyene dahi lâ'net"
diyen Zeyde ne lâzım gelir?

ELCEVAP : Lâ'net etmeyene lâ'net nâmeşrûdur. Lâ'net etme-
mek onun ef'âlin kabul değildir. (B. 318 b)

488. MES'ELE : "Muâviye hayırlı kişi değildir" dese, şer'an Zeyde
ne lâzım olur?

ELCEVAP : Ta'zîr olunur. (B.318b)

489. MES'ELE : Sahâbe-i kiramdan Muâviyeye lâ'net eden Zeyde şer'-
an ne lâzım olur?

ELCEVAP : Ta'zîr-i beliğ ve hapis lâzımdır. (B. 90 b)

B. KÜFÜR, ÎLHAD VE ZINDIKA ÎLE MÜRTED OLANLAR

490. MES'ELE : Zeyd, din ve imân nedir ve kangı mezhebdendir bil-
mese, şer'an sahîh olur mu?

ELCEVAP : Olmaz din ve îman bilmemek ile kâfir olur. (B. 310 a)

491. MES'ELE : Zeyd, Amra "peygamberin kimdir" dedikte, Amr,
"bilmezim" dese şer'an ne lâzım olur?

ELCEVAP ; Kâfir olur, gerçek ise ve yalan ise. (B. 310 a)

-492. MES'ELE : Bir hususta ba'zı kimseler Zeyde nasihat edip "şe-
rî'at-i Resûlullah (aleyh-is-selâm) dan hurûc etme, Peygamber
hazretlerinden gafil olma, hieâb üzerine ol" dedikte, -eliyâzübillâh-

gazab ile "ben Peygamber bilmezim" dese, şer'an. Zeyde ne lâ

olur?

ELCEVAP : Kâfirdir, katli helâldir. (A. 88 a)

493. MES'ELE : Zeyd, Amr-i müezzin ezan okurken "bin kerre
ğırsan, bizden sana varır yoktur" dese Zeyde ne lâzım olur?
ELCEVAP ; İstihzadır, kâfir olur, avreti bâindir. (A. 11 b)

494. MES'ELE : Zeyd, Amra "gel şerîate gidelim" dedikte, Amr "^
mazım" dese ne lâzım olur?

ELCEVAP : Tecdîd-i îman lâzımdır. (B.181a)

495. MES'ELE : Zeyd, Amr-i müslimi şer'a da'vet eyledikte, 1
"lâ'net sana ve şer'a" dese ne lâzım olur?

ELCEVAP : Kâfirdir, katli helâldir. (B. 319 b)

496. MES'ELE : Zeyd, Amrı şer'a da'vet eyledikte "ben şer' bil
zim, senin şer'in budur" deyu bir değnek gösterip, Amr Zi

muhkem darb eylese, ne lâzım olur?

ELCEVAP : Kâfir olur, dahi eşedd-i ta'zîr eşedd-i te'dîb lâ

olur. (B. 89 a)

497. MES'ELE : Zeyd, Amrdan hakkını taleb eyledikte Amr "e
şer'-i şerîf sabit olursa alayın" dedikte, Zeyd "senden hakk
şerle mi alırım, katille alırım, hapisle alırım" dese şer'an Ze
ne lâzım olur?

ELCEVAP : Ta'zîr-i şedîd ve habs-i medîd lâzımdır. Şer'-i şe
istihânet tarîkile dedi ise küfür lâzımdır. (B. 320 a)

498. MES'ELE : Zeyd Amra "bana Tanrıyı buluver" dedikte &
Zeyde "Kur'an ile 'âmil olup, Peygambere iktidâ edicek, bulurs
deyieek, Zeyd "anlara ne 'amel, ben anlarsız bulurum" yahut "1
dum" dese Zeyde "ne lâzım olur?

ELCEVAP : Katli lâzımdır, zındıktır. (A. 262 b)

499. MES'ELE : Zeyd "bana hazret-i İsâ (aleyhisselâm) gibi g
ten mâide iner, ve niee kimseleri tâ'undan ve gayri belâdan kuı
rırım, dilediğimi zillete düşürürüm" dese ne lâzım olur?
ELCEVAP : Deli değilse zındıktır, ve elhak delâlet eder, ebe
dir. Ahz-i şedîd olunup, serâiri keşf olunduktan sonra, hakkım
gelmek lâzımdır. (B. 321 b)

500. MES'ELE : "Bismillah, Allâhû Ekber" deyu hınzır boğazla;
kimseye nesne lâzım olur mu?

ELCEVAP : Tecdîd-i îman lâzım olur. (B. 268 a)

501. MES'ELE : Kâfir düğününe "mübarek olsun" diyen Zeyde ne
lâzım olur?

ELCEVAP : "Mübarek" dediyse kâfirdir. (B. 319 b)

502. MES'ELE : Zeyd-i müezzin, Amr-i papasa "sen papas ben papas'*
dese Zeyde ne lâzım olur?

ELCEVAP : Tecdîd-i iman, ta'zir ve azil lâzımdır. (B. 319 b)

503. MES'ELE : Zeyd lâtife ile "kesret-i cennetten, tenhâ tamu yeğ-
dir" dese ne lâzım olur?

ELCEVAP : Kâfir olur. (B. 2k a)

504. MES'ELE : Zeyd-i fâsıka ba'zı kimseler "tevbe eyle" dediklerin-
de "Allah saklasın, niye eyleyeyim" dese ne lâzım olur?
ELCEVAP : Küfür lâzımdır. (B. 98 b)

505. MES'ELE : Zeyd, hakkı olmayan aldığı akçaya "haramdır" di-
yen kimselere Zeyd, "haram taştır" dese şer'an Zeyde ne lâzım
olur?

ELCEVAP : Küfürdür, tecdîd-i imân lâzımdır. (B. 811 b)

506. MES'ELE : Hâşâ "Tanrıdan korkmazım" diyen Zeyde şer'an
ne lâzım olur?

ELCEVAP : Kâfir-i mahzdır, İslama gelmezse kati olunur.
(B. 319 a)

507. MES'ELE: Zeyd, haşre inkâr edip "mümine haşir yoktur" dese
ne lâzım olur?

ELCEVAP : Katil lâzımdır. (B. 23 b)

508. MES'ELE : Bir taife namaz kılmayıp ve şehr-i Ramazanın far-
ziyetine inkâr edip, Ramazan ayı geldikte sâim olmayıp, ve su'aî
olundukta "biz fakirleriz, bize beş altı gün tutmak yeter" deyip ve
"hamr bağına biz timar ederiz, kendi elimiz emeğidir, bize he-
lâldir" deyip, istimrârî avretleri ile şurb-i hamr edip, ve kefere-
nin cemiyeti günü geldikte mezkûr günlere kefere gibi ri'âyet ve
hürmet edip, ve nice bunun gibi hılâf-i şer' fi'illeri olsa, şer'an bu
makûle taifeye ve bunları müslim i'tikad edip, ef'âl ü akvâllerine
razı olup, tehâlut olanlara şer'an ne lâzım olur?

ELCEVAP : Kâfirler, katilleri mubahtır. (B. 317 a)

509. MES'ELE : Şârib-ül-hamr olan Zeyd, şurb-i hamr ederken-hâşâ-
"bir garrâ nesnedir ve güzel nesnedir, bunu içmeyenlerin ağzını
avretini filânlayayım" deyu cima, lâfzıyle şetm edip, Amr dahi
Zeydi tahsîn edip "iyi dersin" dese ne lâzım olur?

ELCEVAP : İkisi bile kâfirlerdir, katilleri mubahtır. (B.93b}

510. MES'ELE : Zeyd-i müslim Amr-i müslimin -hâşâ- eimâ'
ile dînine imânına ve ağzına söğse, şer'an ne lâzım olur?
ELCEVAP ; Kâfirdir, katli helâldir. (B. 92 a)

511. MES'ELE : Zeyd, hamr içip mahallesine gelse, Amra "bre
rısını ve Peygamberini -hâşâ- filân ettiğim" lâfziyle edebsizl
leşe, o mel'ûna ne lâzım olur?

ELCEVAP : Kâfirdir, katli helâldir. Avreti bâindir, ehl-i \

dan dilediği kimseye varır. (A. 86 b)

MES'ELE : Mahallenin imamı ve cemâ'atinden ba'zı kir

da'vâ eylemese, onlara ne lâzım olur?

ELCEVAP : TaVında din gayreti olan, o meVünun hâlini şt

şerifeye bildirmemeğe kadir değildir. Hak te'âlâ hazretler

havf ü recâsı olmayıp, Resûlullah (sallâllahu aleyhi ve selleri

fâatinden müstağni olanlar işitip sükût eyler, amma yevm-i

serde hallerin gör eler. (A. 86 b)

512. MES'ELE : Zeyd, Amra selâm verieek yerde "aşk olsun" <
Amr dahi ol mukabelede "yâ hû" dese, Zeyde Amra ne lâzım
ELCEVAP : Ehl-i islâm mu3amelesi değildir, ne lâzım ge\
âhirette göre. (A. 259 b)

513. MES'ELE : Zeyd, Amra selâm verieek "aşk olsun" deyip
dahi mukabelesinde "yâ hû" dese, Zeyde ve Amra ne lâzım

ELCEVAP ; Hak hazretinin ta'yîn buyurduğu tahiyyet-ül-i
beğenmeyip öyle ederse, kâfir olur. (B. 319 b)

514. MES'ELE : Zeyd Amra selâm verdikte -hâşâ- "büyük Tan:
lâmun aleyk" dese, Amr "aleyke selâm" dese, Bekr gelip m
me-i şer'de şehâdet eylese, bir şâhid ile Amr ve Zeyd mü'ı
olurlar mı?

ELCEVAP : Bir dahi bulunmağa sa'y olunmak lâzımdır. (A.

BU SURETTE : Hâlid, Zeyd ve Amra "mülhid" dese şer'an

ne lâzım gelir mi?

ELCEVAP ; Gelmez, ya ne olsa gerektir, mülhid olmayıp. (A.

SÜRET-Î UHRÂ : Bir şâhid dahi bulunsa, anlara ne lâzım

ELCEVAP : Katil lâzımdır. (A. 89 a)

BU SURETTE : Ba'zı imamlar dahi bu halle mevsûf ve m<

olsalar, mezburlara dahi ne lâzım olur?

ELCEVAP : Katil lâzımdır. (A. 89 a)

515. MES'ELE : Zeyd "filân fi'li işleyecek olursam kâfir olayım
diği hînde mes'eleye âlim olmayıp, sonra mes'ele-i îmandan id
bilip, ba'dehu işlerse ne lâzım olur?

ELCEVAP : Küfür lüzumundan havf olunur. (B. 88 a)

516. MES'ELE : Zeyd —hâşâ— elfâz-i küfür tekellüm edip, lâkin kü-
für olduğunu bilmeyip istiğfar ve rüeû, etmeyip, yine kelime-i şe-
hâdet getirse şer'an islâmma hükm olunur mu?

ELCEVAP : Âdet tarîki ile getirse olunmaz, inşâ tarikiyle ge-
tirse olunur. (B. 310 b)

517. MES'ELE : Zeyd kardeşi Amra hîn-i gazabda "eğer seninle bir
sofraya sunarsam, Kâ'be-i şerîfeye taş atmış olayım" dedikten
sonra Amr ile sofraya sunsa, şer'an ne lâzım olur?
ELCEVAP : "Atmışlardan olayım3' dese küfür lâzım olur, "kâ-
firlerden olayım" demektir, böyle demek ile şart bulundukta an-
lardan olur. Eğer "atmış olayım" dese lâğvdir. Atmış olmak emr-i
hissidir, kâfirlik gibi emr-i hükmî değildir ki meşrut bulundukta
mütehakkık ola, "filân işi edersem zina etmiş olayım" demek gi-
bidir, tevbe ve istiğfar lâzımdır. (B. 86 b)

518. MES'ELE : Zeyd "filân avretimi tasarruf edersem Mekke-i şe-
rîfeye taş atmışlardan olayım" dese böyle demesi ile avreti boş
olur mu?

ELCEVAP : "Etmiş olayım" dedi ise olmaz, bâtıl-i lağvdir. "Et-
mişlerden olayım" dedi ise "kâfirlerden olayım" demek gibidir,
tasarruf ederse kâfir olur, bâin talâk boş olur. Avreti etmez ise
ilâdır, dört ay geçtikten sonra bâin talâk boş olur.
ELCEVAP : Nesne lâzım gelmez ol şart ile.
Ahmed. (A. 65 a)

519. MES'ELE : Zeyd "eğer min ba'din şurb-i hamr edersem, pey-
gamber kanı olsun" dedikten sonra —hâşâ— şurb-i hamr eylese
şer'an ne lâzım olur?

ELCEVAP : İçtiği takdirce küfrlerine mu'tekıd iken içicek küfr
lâzımdır. (B. 86 a)

520. MES'ELE : Zeyd-i mütevellî, Amra "vakıf hamamın tahvîli ta-
mam oldukta sana vermezsem, Resûlullahm (sallallahu aleyhi ve
sellem) şefâ'atinden mahrum olayım ve Tanrıya iki demişlerden
olayım" dese sonra vermese şer'an Zeyde ne lâzım olur?
ELCEVAP : Vermediği takdirce ol taifeden olmak lüzumuna mu'-
tekid iken vermeyicek kâfir olur. (B. 87 a)

521. MES'ELE : Zeyd, kız kardeşi Zeynebe "eğer seninle bir evde
ya bir mahallede durursam —hâşâ— Allah ve Resûlullah'a şirk
getirenlerden olayım" dese, şer'an yine evde ve bir şehirde dur-
mağa tarik nedir?

ELCEVAP ; Kâfir olmak mukarrerdir, gayri tarik yoktm
86 a)

522. MES'ELE : Zeyd "fî - zamâninâ ümmî taifesi elfâz-ı küfrün
leşin ve ne idüğü bilmezler, elbette telâffuzundan hâlî değil
Ol ecilden veledleri —hâşâ— veled-i zinadır. Fiilleri dahi c
eder" deyu hükm eylese, ana ne lâzım olur?

ELCEVAP : Gaybete hüküm değildir, kıyasla söylemiş. Sözü
vâki' idüğü dahi muhakkak değildir. (B. 310 b)

523. MES'ELE : Zeyd-i müslim küfür söylemek ile, salât ve
ve hacemı tekrar i'âde lâzım olur mu?

ELCEVAP : Namazı i'âde olunmaz. Haccı tekrar lâzımdıı
mazın ibâdetliği sakıt olur, zekât dahi öyledir. (B. 310 b)

524. MES'ELE : Zeyd bir kerpici tekfîn edip, cenazeye koyup,
bi'ine götürtüp, yolda cehr ile zikr ü salâvât getirip, mel
müslimîn arasında defn eylese. Amr dahi "ol hususu benin
lim kasdma etmişsin" dedikte Zeyd "senin için etmedim, ]
katli kastına ettim" dese şer'an Zeyde ne lâzım olur?
ELCEVAP : Şâir ise tutulup tevbe ederse kabul oluna, eğt
kad olunursa, amma ba'zı eimme katında tutulduktan sonr
besi makbul değildir. "Kati olunur, zındık gibi" demişlerdik
va dahi bu kavil üzerinedir. Hâkim tevbesinde ihlâs fehm
kabul caizdir. (B. 317 b)

Kaynak: Şeyhulislam Ebussuu Efendi Fetvaları
ışığında 16.asır turk hayat
Yayına hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdag
1972 İstanbul sayfa: 109-117

Attachments:
Download this file (e_s_efendi.gif)e_s_efendi.gif[ ]6 kB