22. Önsöz

Cangözü ile görmek!..

Sakine Polat

Kızılbaş’ın 21. sayısında yayınladığımız (Dersim Soykırımı Uluslararası Alana Taşındı- Kızılbaş Sayı 21 Sayfa 7 - Aralık 2012) habere bir eleştiri aldık. Eleştiri sahibi Sayın Mahmut Karakaya bizden cevap istedi. Kısaca, eleştirisini siz okurlarımıza özetlemek isterim. “Kürtlerin Dersim Soykırımını UCM Mahkemesine Taşımalarını Ermeni Soykırımındaki Kürt ortaklığını inkar etmesine araç olduğu yönünde olmasından dolayı Kızılbaş Dergisinin de bu tür siyasete alet olmaması gerektiğini bize hatırlattıyor...

 

En önemlisi de, “Kürtlerin Ermeni Soykırımın da ki sorumluluklarından dolayı özür dileyip ve de özürün gereğini yerine getirmeden Dersim soykırımını bir araç olarak kullanmalarına çanak tutmuyor musunuz” sorusuydu!...

Aslında biz, birçok kez Kızılbaş’ın Önsöz yazılarında, bu konulara deginmiştik. Dergimizin yazarlarından Ali Sait Çetinoğlu, konuyla ilgili bir yazısını çeşitli Kürt sitelerine gönderdi ancak yayınlanmadı. Kızılbaş bu çalışmayı yayınladı Kaynak: “Hamidiye Alayları ve Soykırımında Kürtlerin Rolü Kızılbaş Sayı 3 sayfa 12 Ankara Baskısı Nisan 2011” Kızılbaş’ın her sayısında Ermeni ortak sorunumuza yer verdik. Bundan sonra da bu tür yazılara yer vermeye devam edeceğiz...

www.kizilbas.biz sitemizde Kızılbaş Dergisinin PDF dosyaları var.

*  *  *

Bulunduğumuz coğrafya da yerli halkların ortak bayramı olan Ğagan kutlamaları yapılmaktadır. Ğagan’ın hayırlı, uğurlu ve de başarılı olması dileklerimiz ile can cana diyoruz.

İttihatçı-Irkçı-inkarcı asimilasyoncu siyasetlerine karşı direniş mevzilerimizden biri olan bayramlarımızın, ırkçı inkarcıların siyasetlerine malzeme yapılmasına karşı çıkıp, ortak bayramlarımızı dostluğa, barışa, güvene, dayanışmaya kültür köprüsü yapalım...

* * *

Kızılbaş Alevilerin kendi içindeki katı tutumları bize zarar veriyor. Resmi kuramların türevleri olarak asimilasyona yabancılaşmaya çanak tutuyor. Şöyle ki; Laik olduklarını söyleyen ve öyle inanan siyasetçi Kızılbaş Aleviler kendilerine karşı dürüst degiller. Biz Kızılbaş Aleviler, aramızda var olan mitolojik ve kültürel farklılıklarımıza karşı, hiçte toleranslı hoşgörülü değiliz. Türk olduklarını sananlar Türk olmayanlara karşı. Kürt olduklarını sananlar diğer farklılıklarımıza karşı. Zaza olduklarını sananlar, diğer sosyal gruplara karşı ürkek ve korkak davranıyorlar. Bir de bu duruma bireylerin kendi özgül siyasetleri yanında dahil oldukları örgütlenmelerin kuramı karışınca ayıkla pirincin taşını?!.

Biz Kızılbaş - Alevilerin arasında inaçsal, kültürel, tarihsel ve siyasi farklılıklar var. Bu farklılıklarımız, bizi ayakta tutan, bizi bugünlere taşıyan degerlerimizdir.  Bu güzelliklerimizi, birbirine kırdırmadan barışık bir ortak zeminde üretip geliştirmek sorumluluğunu bilince çıkartmalıyız. Bu hayırlı ortak işimizi başarmamız yabancılaştırılmaya karşı bizi bütünleştirip güçlendirir kendi demokratik kültürümüzün olgunlaşmasına, yenilenip yeniden üretilmesine önemli katkılar sunabilir.

Chp, devlet örgütlenmeleri içinde bulunan alevileri, türkleştirme ile devlet ümmeti müslümanlaştırma siyaseti izlemektedir.

Kızılbaş Aleviler olarak, chp’nin devlet siyaseti içinde sağlıklı bir yaşam kurulamayacağını, her kızılbaş Alevi bilir!..

*  *  *

Chp’li olmayan örgütlenmelerin hemen hemen hepsi Kızılbaş Alevileri Chp’li kemalist olmakla suçluyorlar. Kendi devletçiliklerine, Kemalistliklerine bakmadan!..

Koçgiri, Dersim katliam ve soykırımlarından geçirtilmiş bir kısım Kızılbas-Alevi tarafından 1946’ya kadar tekparti militarist diktatör Chp’ye pasif oylar verilmiştir.

DP seçimlerde Kızılbaş Aleviler tarafından hiç ama hiç beklenmedik boyutta oy almıştır. Hiç bir karşılık ve pazarlık yapmadan!

TİP örgütlenmesine, Kızılbaş Alevi gençliği aktif katılıp destek sunmuştur.TİP’i kendine benzetmiştir solcu söylemleriyle.

TİP’e karşı devlet BP kurmuştur ilk genel başkanı asker ve MİT’çidir. Kızılbaş  ve Alevi degildir. İttihatçı- Türkçü-Irkçıdır...

Ögrenci gençlik hareketlerinin her türünde aktif yer almıştır Kızılbaş gençlerimiz. İşkence, fişlenme, öldürülme kısacası devletin her türlü kötülüklerinden faydalanmışız!

Askerlerin yaptıkları darbelerden de faydalanmışız her aileden bir kaç gencimiz fişlenmiş işkence görmüş idam edilmiş.

Kürtler kendi öz örgütlenmelerini kurmuşlar açık gizli.. Kızılbaş evlatlarımız bu örgütlenmelere de duyarlı olmuşlar katılıp mücadele etmişler, kimi silahlı kimi barışçıl.

Demokratik kitle örğütlenmelerine ka-tılmışlar aktif işlerde ön saflarda çalışmışlar, ağır işkencelere katliamlara sürgünlere mapuslara maruz kaldılar.

Kısacası yapılan örgütlenmelere uzak durmadılar, hemen hemen her türlü örgütlenmelerde aktif yer aldılar.

BU DURUMU BİLMEYEN İYİ KÖTÜ SİYASETÇİ VAR MI?...

Şimdi hal böyleyken, Kızılbaş Aleviler kemalist devletçi diye saldırmak kimin haddine? Burada ince bir ayrım var burayı doğru görmek şarttır. Evet CHP Kızılbaş Alevileri maraba olarak kullanmıştır!... Hala da kullanmaya devam etmektedir....

Kızılbaş Alevileri CHP’ye marabalık yapmalarına hayıflanan da, aslında Kızılbaşların kendilerine maraba olmalarını istemektedir!

* * *

Evet, Kızılbaş Aleviler olarak en büyük kabahatimiz ve eksikliğimiz şudur; bizim bizden olmayanlara, başkalarına marabalık yapma tiryakiliğimiz vardır. Bu tiryakiliğimizi terketmek zamanı gelmiştir.

Koçgir ve Dersim katliam ve soykırımlarının bize, fiziki olarak verdikleri zararın binlerce katmerlisini, asimilasyonla verdiklerini asla unutmadan, kendimizle yüzleşmeliyiz. Yenilenip yeniden örgütlenrek kendimizi siyasal alana taşımalıyız. Ya başarıp hayatımızın kuruluşunda söz sahibi olacağız ya da asimilasyon kırım katliam yollarıyla yok edileceğiz. Bizim vicdanımız yok edilmemize rıza değildir.

Koçgiri ve Dersim Katliam ve soykırımı sonrası var olan örgütlülüğümüz dagıtılmıştır.

Katliam ve soykırımdan bu yana kendimizi derleyip toplayıp yenileme, yeniden ifade etme fırsatı üretemedik. Kendi öz-örgütlenmelerimizi organize etmedik. Kendi adımıza bir yayınevimiz, bir gazetemiz, bir radyomuz, bir Tv’miz, bir partimiz, vekilimiz olmadı. Peki neden? Bu eksikliklerimizin giderilmesi yönünde düşünen kendini sorumlu ve gönüllü gören her bireye büyük ve mütavazi işler, görevler düşmektedir. Ya insanlaşıp bu işi üslenecegiz, ya da bize ait olmayan, bizi bize yabancılaştıran asimilasyon degirmeninde, tornadan geçirilip yok edileceğiz!..

* * *

Osmanlı Şeyh’ül islamı Mehmet Ebussuud Efendi’ye sorulur;

Kızılbaş ailesi kesilip öldürülmüştür geriye beşikteki veleti kalmıştır ne yapalım?

Şeyhül İslam Mehmet Ebussuud Efendi cevap emir verir:

“madem ki ana babası öldürümüştür. Ola ki; bu velet büyür ejdadının başına gelenleri ögrenir, o zaman bize düşman olur. Vurun başını der!...” ve Kızılbaş evladı beşikte boğulur!....

Kaynak: Mehmet Ebussuud Efendi’ in fetvaları. M. Ertuğrul Düzdağ Enderün Kitapevi

*  *  *

Tarih, deneyimler ile örülmüş möhkem bir duvar gibidir. Tabii ki cangözü ile görenler için.

“Cangözü ile görenlerde, saklı gizli olmaz!...”

Evet Şeyhül İslamın yazılı fetvası ortalıkta duruyor. Bu kanlı fetvaların hepsi halen yürürlüktedir. Adı geçen fetvanın tam metni Kızılbaş Web sayfamızda bire bir vardır.

Kaynak: http://www.kizilbas.biz/belgeler/101-seyhuelislam-ebussuud-efendi-fetvalari.html

*  *  *

Paris katliamında mütiş bir durum var. Her önüne gelen münecimlik yaparak cinayetle ilgili yazıp çizdi. Herkes, kendince kendisini haklı bulabilir.

Yalnız kazın ayagı hiçte öyle değil. Elde belge olmadan kesin ve emin konuşmak, yazmak sorunun kendi gerçegini saptırmaya malzeme sunmuyor mu?

Fransız polisinin konuyla ilgili yaptığı çalışmanın açıklanmasını beklemeye bile sabırı olmayan bu kesimin, işin ciddiyetinden çok çok uzakta olduklarını işaret etmeye yetiyor. Bu çabalar bilgi kirliliği üretmektedir.

Sakine Cansız, biz Kızılbaşlar açısından çok çok degerli olan bir şahsiyettir.Gerek mücadelesi içindeki onurlu, dik duruşu, Devlete boyun eğmemsei gerekse PKK içinde cesur ve eleştirel olması PKK’lı olmayan kızılbaşların da sevgisini sempatisini kazanmıştı.  Tam da bu noktada Şeyhül İslamın Kanlı Fetvası akla geliyor!

Öze döner, kendini bilir ve bize engel olur diye ince bir siyaset işletilmiş olabilir mi diye kendime sormadan edemedim...

Arif olan....

Sakine Cansız seni Alişer’e Sey Rıza’-ya ugurladık. XALE XIZIR katarından şen olasın!

Yeni yılın biz kızılbaşlara da birazcık akıl ile sabır vermesini diliyorz!...

Yeni sayılarda buluşmak dileğimle..!

Can Cana...

Kızılbaş Dergisi Sayı 22 / Ocak 2013