21. Önsöz

cangözü ile görmek

Sakine Polat

CEM vakfının Aşure dağıtımına mhp’li birinin davet edilmesi kürsüden konuşturulmasına itirazlar var!....

Doğru ve haklı gibi görünen bu tepkinin bir de kendi iç yüzünden bakılmalıdır. Şöyle ki; Alevi-Bektaş-i örğütlenmeleri ve kadroları ırkçı faşizan militarist chp desteklemiyorlar mı? 12 eylül anayasasına %92 oy vermediler mi? Ecevit Bahçeli kovalisyonunda fiilen aktif destekleyip katılmadılar mı? Şimdi kutiğin birinin havlatılmasından neden rahatsız olmuşlar ki?

* * *

Özgürlüğü olmayan devlete tutsak birinin, yani A. Öcalan’ın altmış küsürgün sürdürülen açlık grevlerin bitirme kararında belirleyici olması, Kürt milli mücadelesine devlet tarafından ipotek koyması demektir. Gerek silahlı güçlerin, gerekse legal alanların esir edilmesi demektir!...” İmralının” özgür olmadığı devlet kontrolünde olduğunun unutulmasının ve görmemezlikten gelinmesinin faturasının mazlum kürt halkına ve dostlarına çıkarılacağı unutulmamalıdır...

* * *

Osmanlı saray siyaseti realist ve dünyaviydi. İşlerini ve muratlarını ahirete bırakmadan saraylarını cennet-cehennem, kendilerini de mülkün devletin sahibi olarak gördüler!..

Saraylarında yüzlerce Huriyi, yüzlerce Nuriyi aldılar. Devamı aşinadır!..

Tırk Başbakanının “bizim böyle bir ecdadımız yok” dedi. Peki nasılmış kendi ecdatları?

Bu durum asimilasyoncu inkarcı devşirmeliğin de niteliğini göstermesi açısından incelenmeye değer bir konu. Araştırmacıların önünde duran neşeli bir konu olmalı

* * *

İttihatçılığın ortaya çıkardığı yeni ve kendine yabancılaştırılmış bir topluluğun bir parçası olarak Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin... ve diğer mazlum kesimlerinin içine düşürüldüğü durumu sağlıklı algılamadından özedönüş, demokratikleşme ve yenilenme mümkün olmuyor.

Buna örnek Alev-Bektaşi örgütlenmeleridir. CHP + ordu arasında sıkışıpkalınmıştır. Buna bir de ittihatçı solculuğunu eklemek gerekir.

Devletin- ittihatçı - solcu kadrolarının önemli bir kesmini kızılbaş evlatlarından devşirilmiştir... Bu asimilasyonun, Türkleştirilmenin ve Müslümanlaştırılmanın derinliğini göstermesi açısından önemlidir..

* * *

Kanlı Maraş katliamının unutulması ya da unutulmaması arasında hiç ama hiç bir farkı yoktur. Çünkü var olan Alevi+Bektaşi dernek ve vakıflarının yuları İttihatçıların elindedir.

Bu durumdan kurtulmanın yolları vardır elbett, Katliamların ve soykırımlarının başlarılması nerede ve nasıl başlarıldığı görülmelidir. Hangi kuram ile hangi siyaset ile işletildiği de günışığına çıkartılmalıdır. bunlar olmadan hiç bir sağlıklı ve kalıcı adım atılamaz!...

Günümüzden başlayarak teker teker adım adım merdiven misali 1915 kadar inmeliyiz. Çünkü osmanlıdan tc geçişteki siyaseti kuramını ve işlevini sağlıklı görelim.

Osmanlının biz kızılbaşlara yönelik devlet siyasetini şöyle özetlemek mümkündür. “Kızılbaşlar görüldügü yerde ezile kesile yok edile.....” bu yönde yeterince fetvaları da var.... Osmanlı siyasetini açık uyğulamıştır.....

Osmanlıdan TC. geçişi (İT) İttihatçı siyaset ve kuramı ise osmanlı görüşünü daha da ağırlaştırır. Herkes Tırk yapılacak olmayan kesilecek. Herkez devlet ümmeti müslüman yapılacak olmayanlar kesilecek, kalanlar da sürülecekler.....

Kanla şiddet ile uygulanan bu siyasetin açık itirafı olan “İşte Kürt Bilinen Ünlü Ermeniler...!” (İttahatçı) Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU yazısında da görmek mümkün Ermeni soykırımından ardakalanların durumunu görmek açısından ibret vericidir!...

Devşirme İttikatçı Halaçoğlu türk olmayanları düşman görmesi (İT) ırkçılığıdır......

Şimdi bu (İT) siyaseti görülmeden hiç bir kesimin demokratikleşmesi insanlaşması kesinlikle mümküo olamaz.

* * *

Sivil toplum örgütlenmeleri, sendika dernek vakıf kadroları her fırsatta devletin şu ya da bu partisinden makam vekil alma-olmak için adeta dörtnala yarışıyorlar sütçü beygirleri gibi...

Alevi Bektaşi dernek vakıf başkanları CHP den vekil olmak için kırk takla atıyorlar.. Solcu İttihatçı Sendika başkanları da öyle...

* * *

Kızılbaş aydınları olarak bu batak yolun dışında kendi özgül yolumuzu siyasetimizi bulup geliştirmeliyiz. Kendi demokratik taleplerimiz ile siyasal taleplerimiz için açık öz örgütlenmelerimizin adımlarını atarak siyaset alanına çıkmalıyız.

Kızılbaş Alevi meselesi din iman ile sınırlamak asimilasyoncuların kapısında maraba kalmaktır.

Maraş katliamını lanetlemek, 1915 den günümüze yapılmış soykırımları, katliamlar sürgünler ile açık yüzleşerek yapılabilinir...

Kızılbaş Alevi meselesi siyasal boyutlarıyla elealıp kend öz örgütlerimizi geliştirmek ile mümkün olur...

can cana

Kızılbaş Dergisi sayı 21 – Aralık 2012